
Başlığa bakarak "bakalım gene ne yumurtlayacak"
önyargısıyla okumaya başlayanları uyarıyorum:
Bugün yumurta filan yok;tavuk izinli!
İsteyen bloğu vakit erkenken terkedebilir.
...
Aslında "feysbuk'un,işin bukunu çıkaran uygulamaları"
başlıklı inceleme yazısı yazacaktım ama,baktım
bunu yazacak organ üzerimde yok,vazgeçtim.
Onun yerine şu fonda çalan "en sevdiğim içimi burkan
şarkılar" kategorisinde yer alan parçanın, sözlerinin benimle
en ufak alakası olmamasına rağmen neden içimi burktuğu
konusuna eğileyim dedim.
Dedim de..
Memlekette bir tek telefon sapığı yok ki!
Etraf Alpernatif sapıkla dolu.
İnsan huzur içinde eğilemiyor bile..Konuya yani..
Bak şimdi aklım kobraya gitti ne diyeceğimi unuttum
iyi mi?
Şöyle başlayalım bari..
Öteden beri duyduğu her şarkıya anında eşlik etmeye
başlayanlara imrenirim.
Çünkü bir türlü şarkıların sözü aklımda kalmadığından
bunu beceremem.
Üniversite yıllarında geziye gitmekten nefret ederdim
bu yüzden.Malum,şarkısız dümbeleksiz gezi olmaz.
E ben de şarkı sözü bilmiyorum;başlıyorum bu defa
Esra Ceyhan taklidi yapmaya..
Sevimli bir ifadeyle kafayı sağa sola sallayıp playback
yapıyorum.
Zaten o ara herkes yırtındığından arada davulcu
yellenmesi gibi kaynayıp gidiyorum..
Yine de bu iş hoşuma gitmediğinden inat edip o günün
şarkılarından birinin sözlerini oturup ezberledim.
Ancak gezi zamanına kadar yine unuttum.
Yeminle söylüyorum,en ufak abartmam yok.
Fakat zamanla bunu nedenini farkettim.
Hep dikkatimi müziğe ve yorumcuya verdiğimden
sözlerle pek ilgelenmiyordum.
O da bir parça telli enstrümanlarla ilgilendiğimdendi
galiba..
Ortalıkta nota ve nota bilgisi olmayınca mecburen
Çağlar'ın deyimiyle işler "kulaktan tele" şeklinde olmak
zorunda kalıyordu.
Zamanla şarkı dinlerken sözlerine pek kafa takmamanın
çok da kötü bir şey olmadığı kanaatine vardım.
Çünkü çoğu söz dandikti. (Yabancı parçalar dahil)
Sözleri adamın gözüne sokar gibi oluyor,rahatsız ediyordu
bazen de müziğe uydurmak için zorlama..
Halbuki ben besteyi beğenmişsem sözünü kafama göre
işime geldiği gibi uyduruyordum.
Müzik de söz de kafama göre oluyordu o zaman.
Bu parçaya gelince,ilk ne zaman indirdiğimi hatırlamıyorum
ama herhalde iki üç yıl oldu.
İlk defasında araya başka şarkı sokmadan günlerce dinledim.
Yine kendi kafama göre..
Yani her zaman yaptığım gibi..
Şu an yine öyle..
Sanırım bir kaç gün daha devam eder.
Dün PC'yi düzenlerken ,o zaman şarkı hakkında sözlüklerden
ilginç bulduğum bazı yorumların notlarını buldum.
Mesela birisi Amy Winehouse için şöyle yazmış:
"Alkollü içecekler eşliğinde dinlenmesi tavsiye edilmeyen bayan"
(Katılıyorum,tüketimi arttırabilir,sapıttırabilir.)
Şarkıya ilişkin yorumsa şöyle:
"Amy hanımın "kaltağın önde gideniyim, ama senden de
vazgeçemiyorum, o herife verdim ama bi sor niye verdim,
seviştik ama valla zevk almadım, hem sana demiştim
ben buyum adamım, işine geliyosa kalırsın, Roger Moore'laşma
tepemi attırma" temalı süper şarkısı.
İsli puslu, sadece kırmızı mumların yandığı bir bar sahnesinde
akmış göz makyajıyla ve siyah dar bir elbiseyle icra edilesi şarkı."
Elli satırlık şarkı iki satırla anca bu kadar özetlenir.
Ama ne kadının lafları,ne de yorumlar beni bağlamaz..
Çevirir çevirir dinlerim;onun ne dediği değil,dinlerken benim
düşündüğüm önemli..
Ben iki bira alıp geliyorum!
(Aşağıdaki versiyon,fonda çalandan farklı.Biri cover olarak
geçiyor ama, cover tanımına uymuyor.
Remix daha uygun sanki..İki versiyonu da dinlemekte fayda
var.Meraklısı aradaki farkı anlar.)
You Know Im No Good - Amy Winehouse
You Know Im No Good - Amy Winehouse
0 yorum yazilmistir