17/8/2009

Düriye alt tire otuz dört



Geçenlerde bir arkadaşın tanıdığı çocuğuna Melisa adını
koymaya kalkınca nüfus müdürlüğü yabancı isim diye kabul
etmemiş.
Aslında herkes gibi ben de yasaklara taraftar değilim,ancak
bizim vatandaşımızı da pek öyle serbest bırakmaya gelmez.
Abuk sabuk işler yapabilir.
Mesela Obama başkan seçildiğinde sanki mahallesine muhtar
seçilmiş gibi sevinip kurbanlar kesip eğlenenler bu işin de cılkını
çıkarıp çocuklarına onun adını vermeye kalkışabilirdi.
Yani etrafımızı bir sürü küçük Barrak sarabilir,kendimizi bostan
tarlasında gibi hissedebilirdik.
Buna rağmen ben yine de insanların çocuklarına arzu ettikleri
ismi koymalarının önemli olduğunu düşünüyorum.

Mail adresi almaya kalktığımızda ya da bir siteye üye olmak
istediğimizde çeşitli sebeplerle istediğimiz nicki alamadığımızda
canımız sıkılmıyor mu?
İsmimizin arkasına/arasına rakam eklemek alt tireler koymak
çok mu hoşumuza gidiyor?
E o zaman?

Bunları düşünürken aklıma "nüfus müdürlüğü de web siteleri
mantığıyla çalışsa nasıl olurdu?" sorusu geldi..

-Adını ne koyacaksınız?
-Düriye
-Bu kullanıcı isminde zaten bir vatandaşımız var. 
Lütfen şunları düşünün:


Delidüriye 
Düriye alt tire otuz dört

-Bu da mı olmadı?
Düriye_hay_ben_senin_ebenin....



Hanimiş dip not: 
İsim hakkı savaşta dahi askıya alınamayacak bir hakmış.
İsim koyma hakkı ana-babaya ait olup genel ahlaka aykırı
olmamak şartıyla istediğini koyabilirmiş.
Henüz anayasadaki yerini bulamadım.
Bulunca eklerim.
 Belki birinin işine yarar.
(3 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti
9/6/2009

Omuzunda ağlanacak erkekler..



Bu sabah blogda temizlik yaptım.
Önceden yazıp da yayınlamaktan vazgeçtiğim yazıları
gözden geçirip güncelliğini kaybetmiş olanlarını sildim.
Bu arada nasıl olmuşsa başka bir blogda okuduğum bir
yazının üzerine ben de bir iki laf etmişim ama devamını
getirip yayınlamamışım.
Okuduğum yazı 3 sene öncesine ait olmasına rağmen hâlâ
güncel,ve güncelliğini de sürdürmeye devam edecek gibi
görünüyor.
Neyse,gelelim yazıya..
Yazının sahibi "stildanışmanı"..

Ayakkabı üzerinden erkek tarifi yapıp aynen şöyle diyor:
"Hani derisi yumuşak, giydiğinizde çok rahat olan
ama asla
favori ayakkabınız olmayan modeller
vardır ya …
Hiçbir zaman sevgilimiz olarak göremeyeceğimiz,
sırlarımızı
paylaşıp omzunda ağladığımız erkekler.
Keşke kıymetlerini bilebilsek."

Orjinali de böylemiydi yoksa ben mi eksik not almışım bilmiyorum.
Ama sanki laf biraz arızalı..
Ama önemli değil;yine de ne demek istediği meydanda.
Aslında
burdaki "keşke" lafına bile "işim olmaz" anlamı yüklemiş.
Sadece "yahu bu keriz o kadar yükümüzü çekiyor.Biraz ayıp
oluyor ama elden ne gelir" demeye çalışmış.

Her zaman söylüyorum;kirpikleri unlu elinde ingiliz anahtarı
bozuk musluk sevdalısı adamdan bir numara olmaaaz.
Kadınların keleğine gelmeyin!"Bayılırım ben bu tip adamlara"
lafını yutmayın.
İhtiyaçları için her işten anlayan ucuz,kelepir ve de ekonomik
fahri ustayla,sıkıştıklarında dökülüp rahatlayacakları duygu
amelesi arıyorlar.
Merakı size değil.
Benden söylemesi.
Daha da karışmıyorum bu işlere artık.

Yaptığım alıntıdan çıkarılacak kıssadan hisse ise
aşağıdaki gibidir:
-Bizim bahçeden yemlenip komşunun folluğuna
yumurtlayanlara dikkat!!Keleğe gelmeyelim!
...
"Fotoğraftaki stiletto da neyin nesi" mi?
O benim işte.
Uzatmama gerek yok;anlayan anladı.

(1 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti
3/6/2009

Kadın yönetmen gözüyle



Hani sevişme sahnelerini bir de kadın yönetmenden izlesek
dedik ya..
İşi lafta bırakmadım,böyle bir şey var mı yok mu, araştırdım.
Birincisi adını hatırlayamadığım yönetmen Bilge Olgaç.
Ancak bahsettiğim konuyla ilgili onun bir şeyini bulamadım.
"Tutkuyu Filme Almak/Filming Desire" filminde düşündüğümü
yönetmen Marie Mandy gerçekleştirmiş.
Filmde tutku, aşk ve cinselliği görselleştirmeyi ve erkek
yönetmenlerle farklarını irdelemiş.
Filmin görüntülerini bulamadım ama araştırıyorum.

Ayrıca bu konu ile ilgili kadın yönetmenlerin düşünceleri ile
ilgili şeyler buldum.
Mesela birisi şöyle diyor:
"Erkek yönetmenler cinselliği kadın bedenini parçalayarak
görüntülendirirler,ama kadınlar için cinsellik erotik
bölgelerden ibaret değildir, cinselliği bir bütün olarak
algılayan kadın yönetmen filmine de kadın bedenini bütün
olarak yansıtır."

Biz de doğrusunun o olduğunu söyledik zaten.

Erkekler bu işi darbeli matkapla duvara dübel deliği açar gibi
yapıyor,duvarı delerken gerekli özeni göstermiyor dedik.
Sıva çatlamış mı ya da çatlar mı,boya badana bozulurmu
bakmıyor dedik..
Derdi alelacele vidalamak dedik..
Ve de yukarıdaki lafa bakarsak haklı çıktık.

İşin doğrusu haklı çıkınca gerçeği görebilen şu badem
gözlerimden öpesim geldi;ancak her zamanki hikaye..
Dudağım yetişmedi.
Onun yerine "Afferim lan kerata" deyip yanağımdan makas
aldım.Bir de fazla hırpalamadan saçlarımı okşamakla
karıştırmak arası bişey yaptım.
Hoşuma gitti tabii.
Takdir edilmek güzel..

Bu arada bir başka kadın yönetmenin "Kadının üstte olduğu
sevişme sahnelerim yıllarca Fransız Sansür Kurulu tarafından
sansürlendi."dediğini öğrendik.
Bunun nedenini çözemedim yalnız.
Ve de aklıma yine "ıssız adam" geldi..

Hani diyordu ya mesajda:
-Her şey free yalnız altta olmam. (Bunun gibi bişeydi işte)

O sahneyi görünce;
"A benim salaaam;altta kalmak daha iyi ya işte.
En azından dötünü sağlama alıyorsun.
Ya partnerin senin sandığın gibi değilse?
Görüntü tamam da,ya seslendirmesini erkek yapıyorsa?
Yani birazdan pandoranın kutusu açılıp da içinden "ufak" bi
kol böreği çıkarsa? (Adam yemek yapıyor ya..Lafı daha iyi anlar
diye bu örneği verdim.)

Yani,partnerin kadınadamsa?"
Daha mı iyi?" dedim.
...
Delimiyim neyim anlamadım ki..
Yahu bana ne kardeşim elalemin kıçının sıhhatinden?
Sanki adamın dötü üstüme zimmetli!
Dert ettiğim şeye bak.
Bırak,elleşme;görsün ebesinin patlıcan oturtmasını!
...
Yok birader;benim bu adama sinirim geçmeyecek;belli oldu.
Hayır,sorun değil de..
Olan şu caanım bilimsel araştırma yazıma oldu.

Ne diyeyim ki..
-Issız adalarda abazan Robinsonların eline düşersin de,delik
deşik olursun inşallah!

(0 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti

<<Önceki Sayfa |2/168|Sonraki Sayfa>>