0

Abazan yönetmenler..

1/6/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (0) Kalıcı Bağlantı



Hafta sonu güya full time film izleyecektim.
Hani bir laf vardır,"Kırk yılın başı hovardalığa çıktım,
ay akşamdan doğdu" diye..
Benimki de aynen öyle oldu.
Olanları değerlendirdiğimde benim bu evde bu tür aktivitelerde
bulunma şansımın olmadığına kanaat getirdim.
Nedenini boş verip gelelim ne yaptığıma..
Baktım aklı başında film izleme şansım yok,ben de korku-gerilim
türü filmleri izlemeye karar verdim.
Nasılsa kaçırmamam gereken ne bir söz ne bir sahne olur.
Dikkat göstermem gerekmez.
Neticede öyle yaptım.
İlk başta "Unborn"..
Üstüne "House"ile "The descent"..
Tabi hiç biri kayda değer filmler değil.
Kim çekmiş kim oynamış bakmadım bile..
Sadece izledim.
Sonra izleyemediğim,kaçırdığım yerli filmlerin fragmanlarına göz
attım.
Ortak nokta,mutlaka kafa göz yararcasına bir sevişme sahnesinin
olması.(En azından benim izlediklerimde öyle)
Yani hala eli ayağı düzgün estetik sevişme sahnesi çekebilen bir
Allahın kulu yok.
Sanki ömrünü bir mağarada kadın yüzü görmeden geçirmiş de
"ilk yakaladığımı kevgire çevirmezsem namerdim" açlığı içinde..
Bu tür sevişme sahneleri bana eski Yeşilçam filmlerindeki zengin
sofrasına bir şekilde oturma şansı bulmuş aç tiplerin,ağzına burnuna
soka soka,sağa sola saça saça bir şeyler yediği sahneleri hatırlatır.
İkisinde de motivasyon kaynağı açlık.

Peki ileri seviyede cinselleği henüz yaşamamış birinde bu sahneler
nasıl bir etki yaratır?
"Yahu ben niye duruyorum hâlâ" mı dedirtir yoksa "almiim alana
da mani olmayim" mi?
Belki abartıyorum ama doğrusu ben pek sevmedim bu hoyratlığı.
Tamam;bu işte kural filan yok;her şey spontane..
Sonu nereye nasıl gider,onu ilgili kişilerin o anki arzuları yönlendirir..
Neticede bu tür sahneler de dahil,daha haşin anlarda yaşanır ancak
neden yönetmenlerin tercihi hep bu yöndedir?
Asıl merakım bu.
Ve de hala aptal saptal masa,tezgah üstü fantezileri...
Sıkılmadım;bıktım.
Belki de iyisini yabancı filmlerde gördüğümden bunlar yavan geliyor
olabilir,ne bileyim.

Bir de,bu tür sahneleri kadın yönetmen gözüyle görmek isterdim..
Acaba yorumu nasıl olurdu?
Sanki böyle bir şey hatırlıyor gibiyim ama..
Yönetmen kimdi,filmin adı neydi hiç bilmiyorum.
Böyle bir şeyden haberdar olan varsa yazsın,bilelim.

Son olarak..
En gıcık olduğum bir şey de filmin başından sonuna kadar olur
olmaz yerde slogan haline getirdikleri bir cümleyi tekrar etmeleri.
Bunu seyircinin kafasına çakmaya çalışmaları.
Sanki unutulmaması gereken çok matah bir laf gibi..
En yakın örneği "gölgesizler"den..
"Kar neden yağar,kar"
Kar yağmayan köyde ortaya atılmış bir soru..
Biz de saf saf bu lafların altında derin mânâlar arıyoruz.
İlginçtir kimse de "ne diyor yahu bu" demiyor.
Belki filmin esinlendiği romanı okumak gerekir bunu anlamak
için ama o zaman da filme ne gerek var diye sorarım..
Kısacası ciddiye almamız istenen bu tür filmler aslında yaygın
adıyla "yönetmen mastürbasyonu"...

Uzun lafın kısası,bu hafta sonunun gündüz seansından hiç
memnun kalmadım ben.

Suare mi?

Size ne?
Herşeyi anlatacağız diye senet mi yaptık?

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Arkadaşına Gönder! :: Etiketler : film, sinema, eleştiri

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:




0 yorum yazilmistir