İki de bir "yağmurlu bir gündü,tıpkı bugün gibi.." demekten sıkıldım ama

maaselesef öyleydi.

Tatlı tatlı yağıyordu.

Ama kele zarar vermeyecek dozda,kafaya "şıp şıp" damlayan cinsinden..

"Şöööyle bi dolaşalım" dendi,ben de "iyi madem" dedim.

Keyfimin kaçmasını,ağzımın tadının bozulmasını istemediğim zaman hiç gıkımı

çıkarmam.

Son derece uyumlu olurum.

Ama olan bitene de karışmam.

Gezi güzergahına da karışmadım.Sadece yanlarında bostan korkuluğu gibi

dikildim.

Bir nevi "Embeded" durumu..

...

Bu vaziyette epey bir yol yürüdükten sonra yağmur şiddetini arttırıp da

kelimenin tam anlamıyla işin suyunu çıkarınca yön değiştirmek zorunda

kalındı ve yol geldi benim heykelhane'ye dayandı.

Daha önce bahsetmiştim;iki ay kadar önce yarışma vardı burada.

Herkesin önüne koca koca kayalar koyup kafalarına göre birer heykel yapmaları 

istenmişti yarışmacılardan.

Hatta birisinin ilk halini bloğa koymuştum.

Geldiğimiz yer işte sözünü ettiğim açık hava atölyesi.

Oldum olası bu soyut modern sanat hikayelerini sevmem.

Ben yapanın içine kendi yorumunu da kattığı gerçeğin bir anlamda kopyasını

görmek isterim.

Aşağıdaki resimlerden ilki başlangıç aşamasında görüntülediğim heykele ait.

Ben fazla yorum yapmayacağım.

Bakın yorumlayın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(6 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti
26/10/2007

Türkiye Hawaii olur mu?

İki değerli yorumcu arkadaşın yorumlarından hareket

ederek şu an "arka plana yığdığım odunlar gibiyim"

diyebilirim.

Eee kolay değil tabi..Ye iç,gez toz...

Haliyle dönüş zor oluyor.Daha doğrusu dönüş oluyor

da,kısmi oluyor.Çünkü beden geri dönse de kafa

orada kalıyor.

Neyse;buna alışırız da..Dönüp geldiğimizde insanlığa

 

faydalı olsun diye yayınladığımız dökümanlara bakan insanlardan hiç olmazsa kuru bir sağol beklerken, "gıcık","Hocama da zaten bu yakışırdı" gibi incitici yorumlar okumak

ne yalan söyleyeyim insanın canını sıkıyor.

Bu arada "sana bu yakışırdı" lafının neresi incitici diyenlere de şöyle derim:Bu lafın

açılımı "senin gibi toslumbağadan da bu beklenirdi zaten.."dir.

Hatta pek güvendiğim "birdeliningunlugu" bile sanki laf sokuşturmuş..Ya da bana

öyle geldi.Zaten ben işime geldi mi,lafı kıçından anlamaya bayılırım.

Çünkü elimde ona uygun söylenecek bi çift lafım vardır,elde kalmasın diye öyle anlarım.

Uzatmayalım;tüm bunlara karşılık kimse çıkıp da "niye yaptın?","derdin neydi?" diye

sormadı.

Sormasalar da cevabını ben vereyim:Sizin için!

Yani başta blog arkadaşlarım olmak üzere internet camiası için.

...

Günümüzde orta halli bir insan için tatile çıkmak artık problem değil.Kredi kartı,taksit

maksit derken bir şekilde para konusu ayarlanabiliyor.Tabii çatısına helikopter inen

banyosu jakuzili oteller aramazsan..Ki,benim gittiğim yerde paran olsa da o tür yerleri

bulamazsın.

Asıl sorun zaman.

Hele sadece iki üç günlük tatillerde bu tür yerlere gitmek imkansız.

İşte bu nedenle "zararı yok;kendimizi feda edelim","ne yani..insanlık öldü mü?" gibi

düşüncelerle kendimizi yollara attık.Sabahın körlerinde daha kargalar kahvaltı servisi

yapmadan yollara düştük.

Dağları tepeleri aşıp nehirlerden geçtik.Gerçi üstünde köprü vardı ama,olsun;sen niyete bak.

Gittiğimiz yerde yeşilaycı kimliğimizle kötülüklere savaş açıp özel-tekel demeden tüm

alkollere karşı imha hareketine giriştik.Hatta dönerken bir daha gelişimizde kalanını da

imha edeceğimize dair birbirimize söz vererek işletme sahibine gözdağı verdik.

Yalnız adamı korkutmakta ne kadar başarılı olduk,orasını bilemem.Çünkü bizi uğurlarken

gülümsüyordu.Belki o da yeşilaycıydı da yaptıklarımızdan memnun oldu.Ne bileyim..

Şimdi tüm bunlar yapılması kolay ve hoş şeyler mi?

Kim ister bayram günü evinde adam gibi oturmak yerine bu kadar zahmete katlanmayı?

Belki lafıma inanmazsınız diye üşenmedim eşelemeci deşelemeci-blogcu yanımla

araştırma yaptım.Yapılan işin zahmetini anlatabilmek için belge aradım.Sonunda Turizm

Bakanlığı'nın resmi web sitesinde bu yerle ilgili yazısını buldum.Tek bir virgülüne bile

dokunmadan yayınlıyorum.Sitede şöyle diyor:

"Selge önemli bir Pisidia şehridir. Toros dağlarının güney eteklerinde ulaşılması güç

doğal korunaklı bir yerde bulunur. Selge’ye, uçurumların, nehirlerin ve küçük şelalelerin

bulunduğu ormanlık yoldan tırmandıktan sonra bir Roma köprüsünden geçilerek ulaşılır."

...

Uzun lafın kısası biz bu haltı,internet camiasına bir nebze katkımız olsun,zaten internette

bulunan bilgilerinde dışında biz de bir şeyler ilave edelim diye yedik.

Bir tek yukardaki fotoğrafı internetten yürüttük.Bu antik tiyatro bulunduğumuz yerden aşağı yukarı on kilometre uzaklıkta dağın tepesinde..O ara yoğun bir şekilde 70'lik bir

şişe üzerinde "acaba fünyeyle mi patlasak,yoksa direkt kapağını açıp mı imha etsek"

diye kafa patlattığımızdan oraya gitme fırsatımız olmadı.Dolayısıyla da özgün fotoğrafını

kullanamadık.

...

Kendi adıma sonuç olarak şunu söyleyebilirim:

-Kendim için bir şey istiyorsam namerdim! (S.Demirel)

-Her şey sizin için!

(Sanki duygu yoğunluğundan nemlenen gözlerinizi görür gibiyim.)

...

Ancak bu olan bitenden sonra bir karar aldım.

Artık bu tür yazı ya da resim yayınlamak yerine araştırma ve yerinde incemele yazılarına ağırlık vermeyi düşünüyorum.

İlk fırsatta "Türkiye Hawaii olur mu?" sorusuna cevap arayacağım.

Buna da itirazınız olamaz ya?

 

Not:İncitici yorumlarıyla incinmeme neden olan arkadaşlara 'iki nokta üst üste'ye sırtı dönük bir sürü aç parantezlerimi sunarım

(10 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti
16/10/2007

Bayramda...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(9 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/168|Sonraki Sayfa>>