Yellen yellen ipe diz
YAKALARSAM SOBELERİM
Tarih: 21:32, 8/11/2006 Kategori: BEGENDiKLERiM

Abhorrencenin bana tevcih ettiği (kakaladığı) sorulara yanıtımdır.
1.Benim hakkımda en çok merak ettiğin şey ?
Merak ettiğim bir şey yok.
Senin de söylediğin gibi insanın başına ne gelirse "ya meraktan ya da şimşir tarak-
tan" gelirmiş.
Rivayet odur ki,Kuşum Aydın da eskiden böyle "arkadan çekişli" değilmiş.Fatih
Ürek'in durumunu merak edip yakından bakınca onun başına da aynı şey gelmiş.
O yüzden merak ettiğim bir şey olsa bile aldırış etmem.
Ruh ve beden sağlığım açısından en iyisi bu.
Hem çor çocuk sahibi adamız.Kimsenin çocuklarımı kasdederek "tekerlek bunların
babasından ilham alınarak icad edildi" dedirtemem.
2.Sence ben kime benziyorum ?
Bu soruya yanıt verebilmek için,müneccimle "sıcak temas" sağlamak,"hissi müna-sebetler"e girmek gerekiyor.
Açıklamak gerekirse,müneccim becerilerini aktarmak istediği kişilere bir aparat ve-
ya "ara kablosu" da diyebileceğimiz ilave bir parçayla iletişime geçiyor.Bir başka
deyişle bir nevi organ nakli yapıyor.Yalnız bu organ naklinin bildiklerimizden farklı
bir yanı var.
Nakledilen organ nakledildiği yerde kalmıyor.Geçici olarak kısa bir süre için nakledi-
liyor.Daha sonra lazım olan bir başka kişiye nakledilmek üzere geri alınıyor.
Emanet usulu bir nakil diyebiliriz..
Haliyle organı yiyen kişinin ,pardon nakledilen kişinin gözü fal taşı gibi açıldığından
olmayan şeyleri bile rahatlıkla görebiliyor,dolayısıyla da böyle sorular karşısında
bocalamıyor.Hatta halk arasında "müneccim aparatı mı yedin?" şeklinde *anonim
bir deyiş de vardır.(Bakınız TDK deyimler sözlüğü)
Benim fiziki ve ruhi yapım kablo bağlantılarına yatkın bir şekilde dizayn edilmedi-ğinden,organ ve de doku naklini de reddettiğinden bu soruya üzülerek yanıt vere-miyorum.
*anonim=Lafı kimin salladığının belli olmaması demek.
4.C-Box kutusunun blogunda ki amacı nedir ?
Benim bilindik anlamda C-Boxım yok.
Eksik kalmayayım "bir C-Boxı bile yok "demesinler diye "yorum-box" gibi birşey uydurup koydum. Yani,"Kardeşim yazdığın dandirik şeylere yazacak bir yorumum yok.Ama sana da bir iki laf sokuşturmazsam içim rahat etmeyecek" diyenler için dizayn edilmiş bir
şey..
5.Blogda yorum yazmanın amacı nedir ?
Yazılan yazıların dogru dürüst okunmadığı anlaşılsın diye..
Eğer yorum yazılmazsa herkesin yazdıklarını okuduğunu hatta sular seller gibi ezberlendiğini zannedip seviniyorsun.Yorum,bu yanılgıyı önlemeye yarıyor.
Şaka bir tarafa,önceleri pek öyle düşünmesem de sonradan yorumun önemli oldu-
ğuna karar verdim.Benim yazdıklarım insanların fikren katılabileceği tarzda yazılar
olmuyor.Ama bu tarz yazanların bloğuna baktığım zaman hoşuma gidiyor.Özelllik-
le yorum yazıyla bütünlük sağlıyacak tarzda olduğu zaman daha da güzel oluyor.
O yüzden okuduğum yazıyla birlikte yorumları da mutlaka okurum.
İnsanın yazdıklarının okunduğunu görmesi bakımından yorum önemli.Yazmak i-
çin bir anlamda teşvik edici..
Hatta yalnızlık duygusunu ortadan kaldırdığı bile söylenebilir.
Aksi taktirde dipsiz kuyuya taş atmışsın gibi oluyor.Ses gelmeyince taş düştü de
haberim mi olmadı yoksa daha yolda mı belli değil havası oluyor.
Bunları söylüyorum ama bu konuda biraz cimriyim galiba..Daha doğrusu biraz çe-
kiniyorum.Çünkü hep işin cılkını çıkaracak taraflara meylettiğimden benim yorum-
larım diğerlerinin yanında çürük diş gibi sırıtıyor.Bu yüzden Viva'nın tüm yazıları-
nı okumama rağmen en az yorum yaptığım blogtur.Orada kendimi mahallenin de-
lisi gelmiş de ortalığı karıştırmış gibi hissediyorum.
3'ncü ve 6'ncı sorunun yanıtları da yarın.
BEN DE RÜYA GÖRDÜM
Tarih: 13:56, 3/11/2006 Kategori: BEGENDiKLERiM
 (Rüya,denize doğru dönülerek anlatılır.Bu fotoğraf o nedenle burada..) Herkes görüyor da ben niye görmiyeyim.Bizim kafamız kel mi?Ayrıca kel olsa ne yazar?Kel olan olan öldü de pıtrak gibi saçı olan ölmedi mi? Sonunda olan oldu Viva da rüya görmüş,hemde masraf çıkaran cinsinden.Rüyasın- da çizme görmüş,görür görmezde sipariş vermiş. Flay dersen sipariş üzerine rüya görüyor gibi.. Baktım ki rüyalı bir yazı yazmazsam millet beni gece bekçisi gibi uyanık dolaşıyo-rum zannedecek,üşenmedim ben de yazdım. ... Sabah kalkıp büroya geliyorum.Kapıdan girer girmez üç beş tane poşetle karşılaşı- yorum.İçleri para dolu."Hayırdır?" diyorum."Müşteriler getirdi" diyorlar. Hangi dağda kurt öldü de istemeden para getirdiler diyorum kendi kendime.. Kurtların vefat ettiği dağları merak etmeyi bırakıp PC'nin başına oturuyorum.Açıyo- rum Blogcu.com'u..Pat diye giriyor siteye,şaşırıyorum."Badana boya yapıyoruz,te- mizlik,tadilat var" falan demiyor.İnanılır gibi değil.. Başlıyorum arkadaş ziyaretlerine..Bunu yaparken kimse bozulmasın diye ya "Ran- dom" ya da "alfhabetic order" düzeninde hareket ediyorum. İlk önce Dungeon'un bloğu çıkıyor karşıma. "Bademciğim ve ben" başlıklı yazısından sonra "organlarımızı tanıyalım","Bloglar- da hijyen","enfeksiyon kapmadan yazmanın yolları" şeklinde yazılar bekliyordum. Ama arkasını getirmedi.Bakalım şimdi naapmış diyorum,giriyorum bloğa.. Koziyle beraber önlerine beş on çuval çiğdem-çekirdek koymuşlar çitliyorlar.Çiğ-demlerin her biri badem gibi iri.Şaşırıyorum tabii..Yüzlerine bakılırsa epeydir yiyor-lar.Çünkü bir hayli sivilce biriktirmişler."Hani bademcik mademcik" diyecek oluyo-rum,aldırmayıp yemeye devam ediyorlar.Bir yandan da konuşmadan sende ye di- ye işaret ediyorlar. Derken kendimi Fly'ın bloğunda buluyorum.Ama burası onun bloğu olamaz.Çün- kü tek satır yazı yok.Sloganını da "Tek satır yazsam kafayı sıyıracaktım.Yazarsam namerdim." şeklinde değiştirmiş.Bu resmen dünyanın sonu geldi demek. En iyisi kendimi Hussoloji'nin bloğuna atayım da,nasıl olsa yine ilginç birşeyler bul muştur okur oyalanırım diye düşünüyorum. Anacıııım..O da ne? Hussoloji atın üstüne binmiş önünde buffalo sürüsü,"memleketteki tek kovboy senmisin" diye bana bağırıyor.Daha "neden buffalo" diye klasik bir soru sorama- dan dört nala "kuzey"e doğru tozu dumana katarak gidiyor. Bu işte bir tuhaflık var diye düşünüyorum.Viva'nın bloğuna gidip biraz "içimden ge- çen gün görmemiş cümleler" okursam belki kafam dağılır diyorum. Diyorum da,burada da işler tersine gidiyor.Viva yanına Heidi ile Polyanna'yı almış İclal Aydın'dan beter şirinlik muskası halinde..Bir iyimserlik bir iyimserlik... Bloğu da barbi dergisi gibi pespembe yapmış.Nolacak senin "içinden dışarı çıkmayı bekleyen cümleler" diyecek oluyorum,"başlatma şimdi cümlenden" git Peter'le sa- lak salak sırıtıp kelebek kovala" diyor. Yok diyorum,bunlar gerçek olamaz.Hatta rüya bile olamaz.Olsa olsa kabus olur. Kameranın netlik ayarıyla oynanmış gibi görüntü buğulanıyor kendimi Dilekveselen in bloğunda buluyorum. Olacak iş değil bu..Ortaya ceviz ağacından yapılmış bir çeyiz sandığı koymuşlar,ö- nüne de oturmuşlar dantel örüyorlar.Pes diyorum artık.Bu kadarı da olmaz. "Sizin Zimbabwe'de ya da "Papua Yeni Gine'de olmanız gerekmiyor mu" diyorum. "İyi de bu sandığı kim dolduracak,görmüyormusun sıçan düşse kafası yarılacak" "hem gez gez nereye kadar?" diyorlar. Acaba kafa üstü kanepeden mi düştüler,ya da kafalarına birileri odun mu ekleştir- di diye kafalarına bakıyorum,şiş miş de yok. En iyisi Fly'a tekrar gideyim,belki demin yanlış bloğa gitmişimdir diyorum. Bakıyorum Fly orda..Gözlerini madeni 1 YTL iriliğinde açmış bana bakıyor."Hayır- dır?Sen böyle yapmazdın,hiç olmazsa bir iki tane rüya bari yazsaydın"diyorum, Tatlısesvari bir tarzda "gördük de yazmadık mı?" diye tersleniyor.Kan çanağı gibi gözlere bakılırsa uyuyamamış,rüya görme işini de bana havale etmiş.. ... Kan ter içinde uyandım.Baktım ki kıçım açıkta kalmış..O yüzden bu kabusu görmü- şüm.Usulca üstünü örttüm. "Ulan" dedim kendi kendime.."Bi rüya görmesini bile beceremiyorsun."Hiç bileme- din git arşivden bari bir rüya gör."Mesela çocukluğundan..Tuvalete çişini yapıyor- muş zannet yatağa yap.Sabah oluncada yatağı ters çevir evden sıvış. Hıyarlık parayla mı?
Düğünlerdeki "topuz saç "etkinlikleri..
Tarih: 10:56, 24/7/2006 Kategori: BEGENDiKLERiM
 Cem Yılmaz'ın "Sizin gibi gençleri pistlerde görmek isteriz" lafını yanlış anlamış,soluğu Aydın'da bir düğün salonunun pistinde al- mış.. Ne kadar kurdu varsa ortalığa boca etmiş. Biz naapmışız? Yokluğunda çiçeklerini sulamışız,kedisinin yemini suyunu vermi- şiz.Gelene gidene de "o şimdi kınada" diye bilgi vermişiz.Yani sekreterlik yapmışız. Sadece "büyük bulutun küçük bulutu yiyişini"gösteren bloğunda ki resme itiraz etmişiz. Buna sinirlenmiş,bloğundan bize laf giydiriyor.. Konuşmasına,ikide bir "mış mış da " ,"mış mış da"deyişine ba- kılırsa ellerini yumruk yapıp kalçasına dayamış çekişme moduna geçmiş.. Ha..Bir de "ikide bir de onunla uğraşırmışım" da başka bir şey bilmezmişim. "Ayının bildiği kırk hikaye var,kırkı da ahlat üstüne" demeye ge - tiriyor. Ne yapalım yani? İlgimizi alakamızı parlak süslü kelimelerle söylemeyi beceremi- yoruz. Lafın yönünü bilemediğimizden "özledik" diyeceğimize,"bu sa- ate kadar nerelerdeydin?" diyerek hem özlediğimizi hem de en- dişelendiğimizi de kabaca belirtmiş oluyoruz. Tamam..Şık durmuyor ama..Elimizden gelen bu. Ben istemezmiyim Hussoloji gibi "...anlatamadığım buz üzeri yaşanması gereken üstüne sıcak çay dökülmüş ve hayvanca dürtülenmiş hakedilmeyen dayaklar atasım var...." türü cümle- ler kurmak.. Ama yapamam..Bünyem müsait değil.. Bırakın böyle bir cümleyi kurmayı,bunu okumak için bile benim bir hafta öncesinden karbonhidrat kürü yapıp enerji toplamam gerekir.Ki cümlenin sonunu getirebileyim. ... Yağmur yemiş sıpa gibi yapayalnız ortada kalmışız.Hangi kapıyı çalsak karşımızda buruk acı durumları.. Laf söylerken biraz da insanın ruhi durumuna bakmak gerekmez mi?Hemen insanın üstüne çullanıp meteor parçaları atmaya ne "gerenk" var. Ayrıca sen yalnızlığın resmini yapabilirmisin Dungeon? Bilirmisin yalnızlığı? Pardon..Duyamadım.. ... Biz de yalnızlığımızı gidermek için ABDUHU Verasulühü'nün AB' ına bari gidelim dedik.Yani Abhorrence'ye..(Gitti hücrelerim) O da bloğunda kocaman bir kibrit yakmış,geleni gideni yakarım der gibi.. Bir de X-Ray cihazı koydurmuş kapıya..Bozuk paraları,cep tele- fonunu, kemerini çıkarıyorsun yine de içeri giremiyorsun. Java,sctrip gibi birşeyler koymuş ki giriş zor olsun.. Bİr nevi "burda ne işiniz var? sctirip gidin" der gibi.. ... Allahtan Hussoloji ve Butterflyvaley gibi insanlar var.. Ne zaman ihtiyacın olsa ordalar..Kendilerine burdan teşekkür ediyorum.Ve yazımı bir kuple şarkı sözüyle kapatıyorum. Oy tombulmuş tombulmuş Düğünden gelmiş yorgunmuş. Yorgunluktan yüzü gözü solgunmuş
Not:Gerçi sen bu şarkı sözlerine de yanlış dersin de ..Neyse.. Aslında,düğünlerde "topuz saç" etkinliklerini yazacaktım ama nasip değilmiş. Ayrıca saçını topuz yaptırmıyacağını biliyordum.Mezuniyet ba- losunda da saçların salınmış durumda.Sadece fön çektirmiş - sin.Orda topuz yaptırmayanın zaten topuz merakı yok demek- tir.
SON YORUMLAR
SON YAZILAR
Technorati
|