108 Yaşındaki Blogcu'nun nesi ilginç?
Tarih: , 17/7/2008

Bir önceki yazıma değerli arkaşlarımızdan birisi yorum yapmış.
(Yorum diğer blogda)
Özeti şu:
Özeti şu:
"Gelmiiim oraya!"
Tabii bu yazımın kendini ilgilendiren kısmına ait.
Yaşlı Blogcuyla ilgili olarak da "ilginç olan bir şey varsa o da
bunamaması" demiş.
...
"Şimdi,bahara erdik gonca gonca gül derdik" dedikten sonra gelelim
konumuza..
Bu ülkede tapuda emlak alımı-satımı işini yapacak olsan da yaşın da
65 olsa "Akli melekeleri yerindedir" diye doktor raporu istenir.
Yani bizim insanımızın "kafayı yeme alt sınırı" 65'dir.
Diğer bir anlatımla "yaşı altmış beştir,ne yapsa yeridir."
Bu memlekette ortalama yaşam 71.2 yıldır.
80'ni 90'nı bulan,hatta geçen de vardır ama onlar çoğunlukla "benim lipitim
senin kolestrolünü döver" muhabbetindedir.
Ömürlerinin kalanı hastaneye reçel kavanozunda idrar taşımakla geçer.
Bu memlekette 45-50 yaş üzeri insanlar beceremem korkusu yüzünden
teknoloji,dolayısıyla PC düşmanıdır;hatta ve hatta "ben anlamam kardeşim
bu zamazingodan" diyerek bir anlamda bilmemeyi marifet olarak sunmaya
çalışır.
Kullananlar ise işi gereği mecburen öğrenmek zorunda kalmıştır ancak,
sadece işini görecek kadar..
Aynı insanlar bilgisayar alacakları zaman sanki yanlış bir iş
yapıyorlarmışcasına çocuklarını öne sürerler..
"Okuldan ödev mödev veriyorlar da o bakımdan...Yoksa.."
Bu ülkenin en baba blog sitesi 3 yaşında (Blogcu),onun babası blogger ise 9
yaşındadır.
Yani kimsenin taaa bilmem ne zamandan beri blog tutma alışkanlığı yoktur.
Meraklısı sonradan girmiştir.
Mecburiyet değildir,"olmazsa olmaz" hiç değildir.
Kimse yolda belde önünü kesip "blog lazım mıydı birader/yenge?" demez.
Yani blog sahibi olmak için bu işten haberdar olmak,ilgilenmen gerekir.
"Bu memleket bilmem ne kadar blogcu var" lafını sallayın gitsin.
Çünkü gerçek sayı o değildir.Herkesin en az iki bloğu vardır.(Daha
fazlası da var)
Ayrıca açılan her blog canlı değildir.
Ya açılmış öylece kalmıştır,ya da bir iki yazıdan sonra devam etmemiştir.
Bir çoğu kes/yapıştır tarzıdır,kendine has yazanın sayısı azdır.
Bu memlekette çoğu kimse "yan komşuya geçiyorum,yarım saate gelirim"i
hatasız yazamaz.Hiç olmazsa ya aşağı doğru ya yukarı doğru eğri yazar.
Genci yaşlısı dahil.
Bu memlekette çoğu kişi kendi başına bayramda seyranda cepten mesaj
çekemez.
Ya "Ne yaziim" diye sorar, ya da yazar,"olmuş mu" diye yanındakine sorar,
onayını alır.
Bu memlekette eline bir A4 kağıdı alıp "filan filan adrese elektrik su bağlatacağım,
bizahmet alakadar oluverin" babında dilekçe yazamaz;arzuhalciye gider.
Çeneye gelince ishal olmuş gibi konuşur da,şu söyledikleri kağıda aktar desen
aktaramaz,aktarsa da aynı tadı vermez.
....
Fazla uzatmaya gerek yok.
İstenirse bu örnekler çoğaltılabilir.
Şimdi...
Türkiye'ye gelse,insanların "ulan şu ninemi karşıdan karşıya geçirsem de sevabını
alsam" diyeceği,akranlarının "Lipitlerin efendisi-Kolestrol kardeşliği" filmleri çevirip,
"kolestrolum var yiyemem ammaan,basma da fistaan giyemem aman" diye
türkü çağırırken onun 107 yaşında blogger'a kayıt olmasının,iki kelimeyi bir araya
getirip cümle kurup yazmasını becermesinin,ve de bunu kaytarmayıp ölene kadar
sürdürmesinin ne gibi bir ilginç yanı olabilir ki?
sürdürmesinin ne gibi bir ilginç yanı olabilir ki?
İlginçlik bunu matah bir şey zannedip bloğuna taşıyan benim gibi gerzekte..
İlginç!
{ 0 yorum } { yorum yaz } { Bağlantı } {gerginveasabi@gmail.com }





